İki gerçek hikayeyi izlerken birini diğerinden daha fazla sevebilirsiniz. Bana da olan bu. Bir yandan Julia'nın yaşadığı döneme imrenmek, her zaman eğlenceli ve azimli oluşuna hayran kalmak çok normal. Öte yandan filmi izlerken kendimi Julie'ye daha yakın hissettiğimi söyleyebilirim. Çünkü günümüz hayatının getirdiği yoğunluk, yorgunluk, vaktim yok yalanı bu hikayede kendini gösteriyor.
9 Nisan 2010 Cuma
Julie&Julia
İki gerçek hikayeyi izlerken birini diğerinden daha fazla sevebilirsiniz. Bana da olan bu. Bir yandan Julia'nın yaşadığı döneme imrenmek, her zaman eğlenceli ve azimli oluşuna hayran kalmak çok normal. Öte yandan filmi izlerken kendimi Julie'ye daha yakın hissettiğimi söyleyebilirim. Çünkü günümüz hayatının getirdiği yoğunluk, yorgunluk, vaktim yok yalanı bu hikayede kendini gösteriyor.
3 Nisan 2010 Cumartesi
Temasız
Karanlığın Aynasında'yı okuyorum. Karakterler aklımdan çıkmıyor. Baş karakter Orhan'la konuşup Sarp'a hak veriyorum." Evet, bir romanın içindeyiz, Sarp!" dedikten sonra ikimizinde deli gibi kahkahalar atarak rakılarımızı yudumladığımızı düşünüyorum. Bir nev-i Orhan oluyorum.
Haydarpaşa garında Emre'yle konuşuyoruz. Julie&Julia filminden bir replik söylemiştim ona. Aynısını bana tekrar etmeye çalışıyor şimdi. "Bu sefer yarım bırakma. Devamlı karşına çıkacak, bitir gitsin." Ya da kurtul gitsin.. Bilemiyorum şimdi. Hayır yarım bırakmayacağım. Artık aldığım kitapları da sonuna kadar okuyorum. Ah şu galaksi rehberi! Ansiklopedi gibi yatağımın yanında duruyor. Maalesef bir süre daha orda duracak.
Bu yazının teması yok. İçimden geçenler çok karışık.
Ağlamak istiyorum bugün epey. Epey epey. Ahhh! İnsan, sevgilisi bi süreliğine ailesinin yanına gitti diye bu kadar üzülür mü. Şimdi bir boyun mesafesinde bebek kokusu olmalıydı burda. Kalbim, çaydanlığın üstü gibi boynunu büktü bugün. Gelene kadar demlenmeye bıraktı kendini. Şimdi maske surat olacağım Parkinson hastaları ve Orhan gibi!
Bir ara Julie&Julia, bitince de Karanlığın Aynasında hakkında yazmayı unutmamayım. Not.
27 Mart 2010 Cumartesi
Görünmeyen

Paul Auster. Sürükleyici ve iç içe geçmiş birçok hayat. Bu tarz kitapları okumayı seviyorum. Eğer bir kitabı okurken her şeyi unutup karakterlerle aynı mekanda yaşıyormuş gibi hissedersem tamamdır.
19 Ocak 2010 Salı
Sireli Yeğpayris, Hrant!
Hrant'ın oğlu Arat Dink içinden geldiği gibi konuştu. İçinde tuttuğu çok daha fazlası vardı eminiz. Sordu. Bir kez daha sordu. Ülkenin adaletine güvendiği için değil orada toplanan insanlara inandığı için.
Sevgili Kardeşim Hrant!
Altına girmek için cevahir ömrünü feda ettiğin Anadolu topraklarının çocuklarına, henüz küçücük bebeklerken anlatılan bir masal vardır.
Çocuğun minicik avcunun tam ortasına yetişkin bir parmakla basılır ve "Buraya bir kuş konmuş..." diye başlar...
Sonra devam edilir. O minicik parmaklar tek tek, bir güvercinin nasıl katledildiğine dair ayrıntılı bir "OPERASYON"a suç ortağı yapılarak anlatılır.
"Bu tutmuş..." denilir önce.
"Bu tüylerini yolmuş..." denir ardından...
"Bu pişirmiş..." dedikten sonra,
"Bu yemiş..." diyerek masalın vahşet boyutu iyice ballandırılır.
Adını serçeden alan en küçük parmak "hani bana - hani bana" diyerek ağlamaktadır masalın sonunda.
Bu ülkeyi kocaman bir avuç olarak düşün sevgili kardeşim.
Masalları bile vahşetin suç ortaklığıyla bezeli bir iklimin tam da avucunun ortasına konmuştun, bütün tedirginliğinle.
Bir hoyrat parmak tam da üzerine basarak, bu "OPERASYON"u, bu ülkenin bir serçe kadar ufalmış, küçücük zihinlerine göstere göstere ve arsızca anlatmaya devam ediyor.
"Bu tutmuş.." denilenler var ya... İşte senin ilk katillerin onlardır, biliyoruz!
Serçe kadar aklı olmayanlar, bir alıcı kuş gibi çöktüler üzerine.
Mahkeme kapılarına darağaçları kurdular.
Tescilli çakalları oraya üşüştürdüler.
Güvercin kasapları da diyebiliriz onlara..
Katillerini tanıyoruz; mermiyi şarjöre ilk onlar yerleştirdi...
"Tüylerini yolma" işini büyük bir kanperestlikle üstlenenleri sen de biliyorsun.
O yiğit bedenin, şu köhne kaldırıma serildiğinde üzerini onların paçavralarıyla örtmüşlerdi. "ders gibi gerekçe" diyenler de vardı. "Yargıtayı böldüğünü" haykıranlar da.
"Kanadı kırık kuş merhamet ister" diyemediler.
Katillerini tanıyoruz; mermiyi namluya sürenler onlardır.
"Pişirmek", iyice aç, çıplak ve savunmasız bırakmak bu ülkenin KOZMİK geleneğinin en iyi bildiği işti. Onu kimselere bırakmadılar. Esen yelden hile sezen asırlık gelenekleri ve nobranlıklarıyla gözlerini kör, kulaklarını sağır, dillerini lal ettiler.
Bir düğün sağdıcı gibi kanlı günün hazırlıklarını yapıp, önündeki engelleri temizlediler.
İşlerini layıkıyla yaptılar. Yapamadıklarını da katlinden sonraya bıraktılar. O kadar pervasız, o kadar küstahtılar.
Katillerini tanıyoruz; seni nişangah aynasına koyup, kahpe pusuya düşürenler onlardır.
Bu kanlı ziyafeti yiyenler için konuşmaya bile değmez. Onlar cezaevinde fiziksel olarak, mahkemede zihinsel olarak semirtilip duruyorlar.
"Kurban" olduklarını bilmedikleri için küspeyle beslenmelerini ikram zannediyorlar.
Dünyanın bütün dinlerinde ve dillerinde arkadan vuran "KALLEŞTİR"
Katillerini tanıyoruz: tetiği çeken onlardır.
Bizler, hani bana demeyenler, bu zalimler sofrasına haykırıyoruz.
Hepiniz asli failsiniz! Hepinizi tanıyoruz!
Kardeşler!
3 yıl önce tam da burada yere düşen, sadece kardeşimiz Hrant değildir.
Yere düşen namusumuz, izzetimiz ve haysiyetimizdir.
Bunu namusu saymamak namustan habersiz olmak demektir.
Bunu haysiyet saymamak, haysiyetten nasipsiz olmak demektir.
Madem katilleri tanıyoruz.
Gün katilleri ve çanak tutanları teşhir etmek günüdür.
Yaşasın insanlık onuru.
Yaşasın tüm dünya halklarının onurlu kardeşliği. (EÖ)
19 Ocak 2010
Sırrı Süreyya Önder
30 Aralık 2009 Çarşamba
Yılbaşısı
I hope that you find all there is that you want, is inside you now.
Hakkımda
Çayırda koşanlar
Takipteyim takipte
Labels
- Alice in Wonderland Promo
- bergamo
- bled
- Bled Castle
- bled gölü
- bled lake
- blueberry pie
- Carlos Castaneda
- dandik şiir örnekleri
- Don Juan'ın Öğretileri
- Ece Temelkuran
- Elif Shafak
- Elif Şafak
- Emilie Simon
- film
- Fuck You
- Görünmeyen
- i wanna be your dog
- ismmmo
- işsizlik
- işsizlik insana neler yaptırır
- Julie and Julia
- kim wilde
- Kitap
- la fête de la musique
- Lilly Allen
- lotus
- Lujbljana
- mali müşavir
- Mescalito
- movie
- music
- Muz Sesleri
- Ntv'ye şiir
- padmasana
- paris
- Paul Auster
- Peyote
- Skhizein
- The politics of fiction
- Tim Burton
- turta
- venedik
- yabanmersini
- yoga
- Zirovnica



